Özet
Türkiye’de yeşil finans uygulamalarının yaygınlaşması, bankacılık sistemini yalnızca finansman sağlayan bir yapı olmaktan çıkararak çevresel dönüşümün yönünü belirleyen stratejik bir aktöre dönüştürmektedir.
Çalışmanın bulguları dönüşümün üç temel kanal üzerinden gerçekleştiğini göstermektedir. Yeşil tahvil, sürdürülebilir tahvil ve sürdürülebilirlik bağlantılı kredi gibi araçlar bankaların fonlama kaynaklarını çeşitlendirmektedir. Çevresel ve iklim risklerinin kredi süreçlerine entegrasyonu, risk iştahı ve müşteri değerlendirme kriterlerini yeniden şekillendirmektedir. Sürdürülebilirlik raporlaması ise çevresel verinin karar alma süreçlerine taşınmasını güçlendirmektedir.
Yeşil finans çok boyutlu bir dönüşüm mekanizması olmakla birlikte; taksonomi eksikliği, veri standardizasyon sorunları, doğrulama maliyetleri ve KOBİ’lerin sınırlı uyum kapasitesi dönüşümün hızını sınırlamaktadır. Etkinlik yalnızca finansman araçlarının sayısına değil, kurumsal kapasitenin gelişimine de bağlıdır.
Politika Önerileri
- Ortak ve güçlü bir yeşil taksonomi yapısının geliştirilmesi.
- Banka-müşteri veri akışının standardize edilmesi.
- Geçiş finansmanı için ölçülebilir kriterlerin oluşturulması.
- KOBİ’lere yönelik finansman ve teknik destek mekanizmalarının yaygınlaştırılması.
- Sürdürülebilirlik verisinin kredi süreçleri ve kurumsal yönetişim içinde daha etkin kullanılması.
Abstract
The study evaluates the impact of green finance on the banking system in Türkiye from regulatory, institutional, and practical perspectives. It finds that green instruments diversify funding, climate-risk integration reshapes credit allocation and risk appetite, and sustainability reporting strengthens the use of environmental data in decision-making.
The study’s original contribution is the “financial reflex” perspective, defined as banks’ capacity to recognize environmental risks and opportunities in a timely manner and incorporate them into credit policies, monitoring processes, and strategic decisions.
